Her geçen gün, organize olmuşcasına elektrikli otomobillerle ilgili, her kanaldan istesek de istemesek de bir çok bilgiyi beynimize giderek artan oranda almak zorunda kalıyoruz. Bu bilgiler, genellikle elektrikli araçların daha çevreci olduğunu bilinç altımıza yerleştirerek, elektrikli araçlar için beynimizde belki de olduklarından daha olumlu fikirler oluşturmamızı sağlıyor. Elektrikli araçlar konusunda bireysel olarak oluşturulabilen bu olumlu fikirler elbette toplumların bu konuyla ilgili hareketlerini yönlendirmek için kullanılıyor.

Elektrikli Araçlar Konusunu Dünya Abartıyor Mu?

Elektrikli araçlar sanılanın aksine yeni bir konu değil aslında. Bu konuda araştırma yapanların bir çoğu, ilk üretilen otomobillerin aslında elektrik üzerinden çalıştığını ancak uygulamaya geçildiğinde o günlerin şartları da düşünüldüğünde (pil teknolojisi?) bundan vazgeçildiğini öğreniyorlar. Yıllar sonra ise, gelişen pil teknolojisi ve azalan fosil yakıt miktarı ile yeniden gündeme geldi elektrikli araçlar.

Günümüzde, her ürünün elektrikli şeklinin piyasalarda hızla yükseldiğini gördüğümüz bir gerçektir. Bu ürünlerin arasına artık otomobillerde girmektedir. Bu durumda en büyük pay tabii ki gelişen pil teknolojisidir.

Ancak, şirketlerin dışında elektrikli araç kullanımı konusunda devletlerde son zamanlarda peş peşe kararlar almakta ve bu konuda dünyada ayrı bir hava estirilmektedir sanki. Bu konu kafamı biraz kurcalıyor. Elektrikli araçlar konusunda dünyada söz sahibi olan otomotiv şirketlerinin ve bunların bağlı oldukları devletlerin bu yeni teknolojiyi hızlı bir şekilde tüm dünyaya yaymaları yani sıfırdan tüm araçları yeniden yenileyecek olmaları yeni bir satış stratejisi mi acaba?. Avrupa’nın ve Amerika’nın içinde bulunduğu ekonomik durumu kurtarabilmek için özellikle istenen bir durum mu? Düşünsenize tüm araçlar değişecek. Bu büyük bir üretim gücü tabii ki karşılığında da büyük bir kazanç olacak. Her ne kadar araçlar belli aralıklarla değişime, model yenilemeye uğruyorsa da burada bahsettiğimiz olay bir arabanın tüm parçalarındaki değişimi ifade etmektedir.

Ancak,bu yönlendirmenin bir başka nedeni daha olabilir. Sayısallaşma ya da diğer adı ile dijitalizasyon. Yani, her şeyin sayısallaştırılarak bilgisayarların anlayabileceği dile çevrilmesi. Hızla elektrikli araçlara geçmenin bir diğer nedeni de kullanılan araçların mekanik aksamlarının olabildiğince azaltılarak, dijitalizasyon oranlarının artırılması olabilir. Artırılan bu dijitalizasyon oranlarıyla araçlar dijital sistemlere ve yapay zekalara çok daha uyumlu hale getirilebilecek ve bu sayede çok daha kolay otonomlaşma sağlanabilecektir. Düşünün, dijitalleşmiş bir araba ve dijitalleşmiş bir yol ile dijital olarak işaretlenebilmiş bir hedef için sadece bir tuşa basmanız yeterli olabiliyor. Otonomlaşma ile “şoför” kavramının büyük oranda ortadan kalkacak olması, belki de ülkemizde en çok aile hekimlerini mutlu edecektir. Bu şekilde, aile hekimleri “sürücü olur raporu” düzenleme sıkıntısından kurtulabilecektir.

Yani, aslında elektrikli araç konusunda dünya abartmıyor. Aksine, geleceği yaşayabilmemiz için bugün bu adımları atmamız bir zorunluluk. Bu adımları atarken oluşacak yeni üretim ve buna bağlı karlılık payları da elbette hem şirketleri hem de devletleri bu yöne daha azimli eğilmeye yöneltiyor.

Neden Elektrikli Araç Kullanmalıyız?

Başlıktaki gibi bir soru ile karşılaştığımızda bir çok kişinin kafasında daha şimdiden bu soruların cevabı zaten oluşturulmuş. Bu cevapların bazıları muhtemelen şu şekildedir.

  • Fosil yakıtlar, dünya genelinde azalıyor. Bu nedenle yeni ve yenilenebilir enerji kaynaklarına ihtiyaç var.
  • Fosil yakıtlardan elde edilen enerji hem pahalı hem de dünyamızı daha fazla kirletiyor.

Bu konuya verilen cevaplar bunlar olabilecekken bu cevapların doğruluğu konusunda ne kadar eminiz?

Fosil Yakıt Nedir? Gerçekten Tükeniyor Mu?

Fosil yakıtlar hepimizin bildiği gibi, milyonlarca yıl önceden yaşamış ve çeşitli nedenlerle ölmüş hayvanlar ve bitkiler gibi çeşitli canlıların fosilleşmiş, basınç altında kalmış, oksijensiz ortamda çözünmüş hallerinden oluşmuş, karbon içeriği yüksek petrol, kömür, doğal gaz gibi yakıtlardır. Bu yakıtların belirli bir rezervleri vardır. Bu rezervler, milyonlarca yılda oluşmuş olmaları nedeniyle yıllar içinde yenilenememektedir.

Tanımdan da anlaşılacağı üzere milyonlarca yılda oluşabilen bu yakıtların, günümüz dünyasının enerji harcaması düşünüldüğünde fazla bir ömrü kalmadığı da açıktır. Hatta, bu ürünlerden bir olan petrolün yakıt olarak kullanılması dışında, oyuncak, malzeme, alet, tabak, elbise gibi bir çok alanda kullanıldığını düşünürsek bizim için önemini daha iyi anlamış oluruz. Çünkü, naylon ve plastik diye adlandırdığımız ürünler de petrolden üretilen petrokimyasal ürünlerdir.

Elektrikli araçlar konusundaki dönüşümle ilgili olarak, anlaşılacağı üzere fosil yakıtların azalıyor olması ve yeni enerji kaynaklarına ihtiyaç duyuyor olmamız gayet normal ve haklı bir nedendir. Dolayısıyla, elektrikli araçlar konusunda verilen ilk cevap doğru bir cevap.

Fosil Yakıtlardan Elde Edilen Enerji Pahalı ve Zararlı Mı?

Bu sorunun cevabını da toplumun her kesimi zaten biliyor. Fosil yakıtlar çevreyi kirletiyorlar ve pahalılar. Bu nedenle fosil yakıtların mümkün olduğunca az kullanılmasında fayda var. Bunun için yepyeni enerji kaynaklarına ihtiyacımız var. Ancak, günümüzde kullandığımız elektrik bir enerji kaynağından ziyade enerji çeşidi. Her şeyi elektrikli yapsak da enerji kaynağımızı çevreci ve ucuz bir enerji kaynağı yapamazsak her şeyin elektrikli olması bir işe yarar mı? İşte, asıl sorun burada.

Elektrikli Araçlardan Oluşan Bir Dünya Temiz Olabilecek Mi?

Benzinli ve dizel araçların yani fosil yakıtla çalışan araçların hepsinin dünyayı kirlettiği hatta bunların pahalı yakıt kaynakları oldukları konusunda hemfikiriz sanırım. Özellikle, elektrikli araçların ortaya çıkmasıyla, fosil yakıtlarla elektrikli araçlar arasındaki yakıt maliyetleri arasında uçurumlar olması insanı heyecanlandırıyor. Sadece, bu uçurum bile insanların elektrikli araçlara sahip olma isteklerini kamçılıyor. Özellikle de, bu konudaki teknolojilerin gelişmesiyle elektrikli araçların hız ve menzillerindeki artış bu isteği tutku seviyesine çevirebilir.

Elektrikli araçların yakıt ekonomisinden sonra, en büyük getirisi çevreyi kirletmeme olarak bizlere yansıtılıyor. Ancak, elektrikli araçlarda kullanılan lityum iyon piller çok da çevreci değiller. Bu piller içinde kullanılan lityum, nikel , kobalt gibi maddeler çevre kirliğine en çok neden olan maddeler arsında yer alıyor. Ayrıca, şu an için bu pillerin sadece %5’i geri dönüşüme uğrayabiliyor. Yani, artan elektrikli araç sayısıyla yakın gelecekte artan yakıt pili çöplükleri dünyanın sağlığını olumsuz etkileyen nedenlerin ilk sıralarına doğru yükselebilir. Düşünün, bugün saat pillerinden kalem pillere kadar uzanan çeşitli büyüklüklerdeki piller için bile düzgün bir toplama sistemi geliştirememişiz ve bu piller bile doğaya zarar veriyor.

Elektrikli araçlarda kullandığımız elektrik enerjisinin hangi enerji kaynağından elde edildiği de bir başka büyük sorun. Kömür gibi bir enerji kaynağından elde edilen elektrik enerjisi nasıl olur da kullandığımız elektrikli aracı daha çevreci yapabilir?

Dünyanın Sağlığı Yakıt Pillerinin Geleceğinde

Elektrikli araçların en önemli parçalarından biri olan yakıt pilleri aynı zamanda elektrikli araç sahiplerini düşündüren olumsuzlukların da başında gelmektedir. Çünkü, yolda yakıt pili biten bir kişi o zaman ne yapacağım diye düşünmektedir. Bunun çözümü yedek yakıt pilleri olacaktır. Ancak, yakıt pillerinin de ücretli olduğu unutulmamalıdır. Bunun bir başka çözümü de yakıt pilinin enerjisi azaldığında en yakın yakıt pili istasyonuna uğrayıp, zamanınız varsa yakıt pilini istasyonda doldurmak zamanınız yoksa da eski yakıt pilini verip yeni dolu yakıt pilini ücret karşılığında almak olacaktır.

Yakıt pillerindeki teknoloji yakıt pillerinin içerdikleri enerjiyle aracın daha fazla menzile sahip olması yönünde şu an hızlı bir şekilde ilerliyor. Ancak, insan sağlığı için yakıt pilleri teknolojisinin daha çevreci olacak şekilde ilerlemesi de bir zorunluluk. Hele hele pillerin geri dönüşüm oranlarının bu kadar düşük kalmaması gerekiyor.

Yakıt Pilleri Mi, Enerji Kaynakları Mı İnsan Sağlığında Daha Önemli?

Yakıt pilleri, enerji kaynaklarından elde edilen enerjinin depolanarak gerekli durumlarda kullanılmasını sağlamaktadır. Yani, yakıt pili içerisindeki sınırlı enerjinin ihtiyaç anında kullanılmasını sağlıyorlar. Yakıt pillerinin çevreci olmaları, yüksek geri dönüşüm oranlarına sahip olmaları elbette insan ve toplum sağlığını olumlu yönde etkileyecektir. Peki, ama ihtiyaç duyulan enerjinin hangi kaynaktan elde edildiğinin hiç mi önemi yok?

Elektrikli araçların tüm dünyada baskın hale geldiği dönemi hayal edelim. Hatta, neredeyse her araç elektrikli. Düşünün, şu an bile yaz aylarında insanlar klimalara fazla yüklendiğinde, elektrik kesintileri sıklaşıyor. Enerji transfer alt yapısı bu yüke dayanamıyor hatta bazen enerji yetersiz kalıyor. Peki, elektrikli araçlarla dolu bir dünyada enerji sorunu hiç yaşamayacak mıyız?

Bugünkü dünya düzenine bakarsak elektrikli araçlara geçişle birlikte tüm dünya büyük miktarda enerji sıkıntısı çekecektir. Bu durum elektrik fiyatlarını yükseltebilir. Çünkü, elektrikli araçlara geçiş, yeni bir enerji kaynağı bulunmasını ne yazık ki göstermemektedir. Sadece, enerji depolama teknolojisinin gelişimiyle araçlarda kullanılan enerji çeşidini değiştiriyoruz. Yani, yeni enerji kaynağı bulmadığımız sürece, yine var olan enerji kaynaklarını kullanacağız.

Bugün enerji kaynaklarımız güneş enerjisi, rüzgar enerjisi, hidroelektrik santraller, termik santraller ve nükleer enerji santralleri gibi kaynaklardan çeşitli enerji şekillerine dönüştürülüyor. Güneş, rüzgar ve hidroelektrik santrallerden elde edilen enerji muhtemelen artan elektrikli araç sayısıyla baş etmemize yardımcı olamayacaktır. Geriye iki santral tipi kalıyor. Termik santrallerde fosil yakıtların kullanımı ile elektrik enerjisi üretmek ve nükleer santrallerden elde edilen enerji.

Termik santrallerde kömür yakarak elde ettiğimiz enerji ile çalışan bir elektrikli araçla, günümüzde benzin yakarak kullandığımız aracımız arasında sizce bir fark var mı? Mesele, benzin kullanmamaksa kömürle çalışan araçları geliştirirdik. O halde bu yola hiç girilmemesi gerekmekte. Yeni bir enerji kaynağı da yok o zaman ne yapacağız sorusuna ise günümüz teknolojisi ile tek bir cevap kalıyor. Nükleer enerji santralleri.

Son yıllarda özellikle Avrupa’da nükleer tesislerin yavaş yavaş kapatılacağı haberleri vardı. Ancak, elektrikli araçların yaygınlaşması ile bu haberler de fazla duyulmamaya başladı. Belki, eski nükleer tesisler kapatılabilir ama yerine muhtemelen daha fazla yeni nükleer tesis açmak gerekecektir. Çünkü, en temiz, en ekonomik ve en verimli enerji üretim şekli şu an için nükleer enerji olarak karşımıza çıkmaktadır. Tabii ki, nükleer tesisin bakımlarının düzenli yapılması, kazalara karşı gerekli ve yeterli önlemlerin alınması kaydıyla. Nükleer enerji santrallerinde yaşanacak kazaların ülkelerle sınırlı kalmayıp, yıllarca süren etkileri olduğunu hepimiz biliyoruz. Maliyetlerinin ne kadar ağır olabildiğini de. Bu yüzden en yüksek derecede güvenlik tedbirleriyle bu tesislerde enerji üretimi yapılmalıdır. Günümüz teknolojisiyle ancak, nükleer enerji kaynakları kullanarak elektrikli araçlar ucuz enerji kullanabilir.

Futuristik Fikirler

Yazımda güneş enerjisinin elektrikli araçlar için yeterli enerji sağlayamayacağından bahsettim. Ancak, burada kastettiğim konu günümüz güneş panellerinden elde edilen elektrik enerjisi. Bu tür enerji, özellikle ev çatılarında kullanılarak evlerin elektrik ihtiyaçlarına katkıda bulunarak genel anlamdaki elektrik ihtiyacını düşürebilir. Ama, yüksek enerji ihtiyaçlarına cevap veremez.

Ama, şu an çevremizde gördüğümüz en büyük enerji kaynağı da Güneş. Güneşteki enerjiyi başka bir şekilde kullanamaz mıyız? Günümüzde, yeni çıkan bazı cep telefonlarında kablosuz şarj özelliği olduğunu görmekteyiz. Bir haberde bir firmanın bu özelliği daha da geliştirdiğini gördüm. 1 metre mesafeden, telefonun üzerine takılan küçük bir cihazla telefon, siz onu kullanırken, kablosuz olarak şarj olabiliyor. Bunun biraz daha gelişmiş halini düşünün. Uzaydaki bazı uyduların Güneş’in enerjisini uzayda yakalayıp yüksek verimlilikle dünya yüzeyindeki araçlara iletebildiği bir sistem geliştirilebilse ne güzel olurdu. Enerji transferindeki enerji kayıpları yok, enerjiyi depolama derdi yok. İşte o zaman enerji fiyatlarının azaldığı, enerji kaybının en aza indiği bir ortam oluşabilirdi belki de.

Saygılarımla.

 

 

Please Login to comment
avatar

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

  Subscribe  
Bildir