Vatan

Vatan kavramının Türk Dil Kurumu’na göre anlamı, “Bir halkın üzerinde yaşadığı, kültürünü oluşturduğu toprak parçası” olarak tanımlanmaktadır.

Vatanımız: “Türkiye”

Güzel ülkemiz Türkiye’de yaşayan bir çok insan için vatan kavramı Türkiye‘dir. Türkiye dışında bir ülke için vatan kavramını kullanmak bir çok insan için imkansızdır. Vatan kavramı yine bir çok insanın kafasında tek bir vatanı çağrıştırmaktadır. Bu tek vatan ülkemiz vatandaşları için, Türkiye’dir. Bizim için vatan, bir toprak parçasından çok ötedir.

Vatanı Sevmek

Vatanı sevmek, vatan üzerinde yaşayan her insanın elbette en içten şekilde hissettiği duygulardan biridir. Vatanını sevmeyen bir kişinin, sevmediği bir vatan üzerinde yaşaması da elbette zorunlu değildir. Kişi sevmediği bir vatanda durmak, yaşamak zorunda olmadığı gibi istediği bir yeri vatan olarak seçme hakkı da vardır. Tabii ki, karşı taraf onu kabul ederse.

Hatta bu durum bir insanla sınırlı kalmayıp, toplumları da etkileyebilir. Yani, bazı toplumlar bir başka toprak parçasını benimseyip, o toprak parçasını da vatan olarak görmeye başlayabilirler. Bu durumda insanların üzerinde yaşadığı vatana karşı başka insanlar sevgi beslemişlerse  ve bu toprakları vatan olarak arzu etmişlerse, vatanı en çok seven insanlar arasında vatanı ele geçirme yada elde tutma konusunda tartışmalar hatta savaşlar yaşanabilir. Sonucu ise vatana karşı en çok sevgi besleyen grubun sevgi düzeyi yani vatana sahip olabilmek için yaptıkları belirleyecektir.

Anlaşılacağı üzere, bir vatana sahip olmak ona sonsuza dek sahip olmak anlamına gelmemektedir. Bu nedenle vatan sevgimizin hiç azalmadan hatta artarak devam etmesi vatanımıza sahip çıkabilmenin en önemli ayağıdır. Unutulmamalıdır ki, şu an vatan olarak adlandırdığımız topraklar üzerinde bir çok kesimin gözü vardır ve bu topraklara sahip olabilmek için aklımıza gelen gelmeyen bir çok yöneteme başvurarak her gün yeni planlarla projelerle bizi vatanımızdan ayırmaya çalışmaktadırlar.

Vatanı Korumak

Vatan topraklarının sonsuza dek bizim olduğunun bir garantisi olmaması, “vatanı korumak” kavramını öne çıkarmaktadır.

Vatanı korumanın temel şartı az önce bahsettiğim vatan sevgisidir. Vatan sevgisinin vatan üzerinde yaşayan her bireye en yüksek derecede işlenmesi gerekmektedir. Bu durumun da gelecek nesillere doğru sürekliliğinin olması gerekmektedir.

Vatanı sevmek, vatanı korumanın en temel şartlarından biridir dedik. Peki, bunun dışında vatanı korumak nasıl olabilir?

Vatanı korumak için elbette vatan üzerindeki hakim devletin resmi kurumlarının yaptığı koruma faaliyetleri vardır. Bunlar silahlı kuvvetlerin, istihbarat örgütünün yaptığı çalışmalar olarak örneklendirilebilir.

Bireysel Olarak Vatanı Korumak

Benim bu yazımda asıl bahsetmek istediğim, bireysel yaklaşımlarımız olacak. Bireysel olarak bir kuruma gittiğimizde talep ettiklerimizden tutun da bireysel olarak bizim kendi mesleğimizi uygulama sırasında yaptıklarımıza kadar uzanan geniş ama önemli bazı konulara değineceğim.

Vatanı Korumak İçin Hukuka Uyun

Bireysel alanda, vatanı korumak elbette vatan sevgisiyle başlar, demiştik. Peki nasıl devam eder? Vatanı korumayı bireysel alanda devam ettirebilmek için vatan üzerinde hüküm süren insanların kurdukları devletin de düzgün işlemesi gerekir. Bunun için devletin kanunlarına, genelgelerine, yönetmeliklerine yani tüm hukuki kurallarına tam uyum şarttır. Yani, devletin hukuki kurallarına uyum, vatanı korumanın bir başka şartıdır aslında.

Bunun için de, her alanda, uğraştığımız işlerle ilgili olarak o alanın hukuki yapısına göz atmamız gerekir. Vatandaşlar olarak devletin kurallarına uymamız gerekir. Bu kuralların büyüğü, küçüğü olmadığı gibi bu kuralların her alanda uygulanması şarttır. Bu şartlara uyulmadığı takdirde oluşan aksaklıklarda ve haksızlıklarda olay hukuki mercilere aksettiğinde, bu merciler ilk olarak devletin kurallarına uyulup uyulmadığını kontrol etmektedirler.

Hekimsel olarak olaya baktığımızda bir hekimin mesleğini icra ederken iki konuya dikkat etmesi gerekmektedir. Bunlardan biri mesleki konulardır. Diğeri ise o an yapmış olduğu işle ilgili hukuki konulardır. Mesleki konular içine tıbbi bilgi, beceri, tecrübe ve tıbbi etik girerken, hukuki konular içine ise o an yaptığı işin hukuki yapısı girmektedir.

Vatanı korumanın, bireysel olarak bana göre en önemli ayağı ikinci sırada mesleğini elinden geldiğince doğru icra edebilmektir. Bu doğru icra için gereken kriterler az önce yazdığım gibi mesleki ve hukuki konulardan etkilenmekte olup, bu konularla ilgili meslek icra eden kişinin azami bilgi sahibi olması gerekmektedir.

Vatanı Korumak İçin Doğru Olun

Mesleğin doğru olarak icra etmekte özellikle doğru kelimesini kullandım. Çünkü, ne yazık ki günümüzde, mesleğini icra eden bazı kişiler için dahi, halkın dediğini yapmak, kendilerinin iyi bir insan olarak anılmalarını sağlayarak, mesleki ve hukuki eksikliklerini kapattıkları bir yöntem haline gelmiştir. Bu konuyla ilgili olarak size tek tavsiyem günümüzde herhangi bir işle ilgili olarak bir kişide arayacağınız şart bu kişinin “iyi bir insan olması” olmasın, bu kişinin “doğru bir insan” olmasına dikkat edin.

Günümüzde ne yazık ki “iyi insan” kavramının içinden “doğruluk” çıkartılarak, halkın her istediğini yapan, halkın her kesiminin önünde onların istediği tarafa eğilen, yatan, yaptığı mesleğin icrasında ürettiği sonuçtan ziyade, işin kurallarına rağmen halkın dediğini uygulayan ve sonucu yine kendisinin ve işin uzmanlarının değerlendirmeleri yerine, işi bilmeyen halkın değerlendirmesine bırakan kişiler artmaya başlamıştır. Bu kişiler anlık veya dönemlik olarak “iyi insan” olarak anılsalar da doğru yapmadıkları her iş için hem dini hem hukuki olarak sorumludurlar.

Burada, dikkat edilmesi gereken bir konu halkın her dediğinin yapılmamasıdır. Bir meslek erbabı o işi bilen kişidir ve uygulamalarından kendisi sorumludur. Halk ise o işi her ayrıntısı ile bilmeyen ve işin sonucu ile ilgili olarak bir sorumluluk taşımayan kişilerdir.  Buradaki nüans şudur. Halk olarak biz talep ederiz. Talep ettiğimiz makam, bizim talebimizi değerlendirir. Bu değerlendirmeyi hem mesleki hem hukuki kurallara göre yapar. Yapılan taleple  ilgili olarak bir karar verilir. Bu kararın verilmesinde gerekirse kişilerden ek belgeler istenebilir. Varılan karar, tamamen makamın kararıdır. Bu karar üstünde halkın bir etkisi yoktur ve olamaz. Burada halkın tek yaptığı talep etmektir.

Bu duruma hekimsel örnek verecek olursak en güzel örneklerden biri sürücü olur raporlarıdır. Sürücü olur raporlarıyla ilgili olarak, bir yönetmelik vardır. Hekimler kendilerinden sürücü olur raporu talep eden kişilerin dediklerine göre değil ilgili yönetmeliğe göre hareket etmek zorunluluğundadır. Yani, kişi “Ben ehliyet raporu alacağım. Her hangi bir hastalığım yok.” diye hekime başvurmamalı, “Ben, sizden sürücü olur raporu talep ediyorum.” şeklinde başvurmalı. Hekim de ilgili yönetmeliğe göre değerlendirebildiği alanlarla ilgili görüşünü belirtebilmeli, değerlendirme yapamadığı alanlarla ilgili kişiyi ilgili uzmanlık alanlarına sevk etmelidir. Bu vatan sevgisidir. Bu vatanı korumaktır. Bu doğruyu araştırıp bulmaktır.

Doğru Yolda Olabilmek

Doğru yaptığımız her işte başarılı oluruz. İşlerimize yalanı karıştırdığımız her durumda da başarısız oluruz. İşlerine yalanı karıştıran her kişi kendisini kötü ortamlara itmeye başlar. Çünkü, yalan söyleyen kişinin gün geçtikçe her ortamda açıkları artar. Bu açıkları kapatabilmek için kişi, bazı kişilerden yardım ister. Bu yardımlar elbette karşılıksız olmaz ve kişinin bulunduğu makamla ilgili daha başka yalan ve usulsüz işler yapması kendisinden beklenir. Bu şekilde kişi zamanla doğruyu ve yanlışı ayırma yetisini tamamen kaybeder. Artık, dönüşü olmayan bir yoldadır ve her yaptığını doğru olarak görür. Gün gelir bu tarz kişiler vatanı satar.

Doğru Nedir?

Hala doğru nedir diye soruyorsanız, doğrunun ne olduğunu yüce dinimiz İslam her şekilde açıklamaktadır. Doğru en başta yalan söylememektir. Doğru ülkenin kanunlarına, kurallarına uymaktır. Doğru olmakta yapacağınız her gayret hem sizi, hem bizi, hem de toplumu düzeltecektir. Yalana meyletmeyen toplumlar daha başarılı olur ve bir çok sorunu kolayca aşarlar. Doğrudan ayrılmayan toplumlar her türlü oyunu bozabilecek güce sahip olurlar.

15 Temmuz gibi olayların tekrarlanmaması için dinini doğru kaynaktan öğrenen ve elinden geldiğince uygulayan, vatanını seven, Allah’tan başka kimseye kulluk etmeyen, sadece Allah’tan yardım isteyen kişilerin sayısının artması ve her durumda doğru iş yapan vatandaşların sayısıının artırılması gerekmektedir.

Bu vesileyle tüm şehitlerimize yaptıkları için ne kadar müteşekkir olsak azdır. Onların haklarını ödeyemeyeceğimiz gibi, doğruyu yapmakta yarışarak ancak onlara yaraşır nesiller olabiliriz.

Doğruluktan ayrılmadan, yaptığımız işlerin devletimizi,vatanımızı yıkan veya yıkmaya neden olan işler olmaması dileğiyle, işini doğru ve düzgün yapan herkese saygılarımla…

 

 

 

Please Login to comment
avatar

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

  Subscribe  
Bildir