Kanserin Kelime Anlamı

Kanser, günümüzde en çok korkulan hastalıklardan biri olup, sıklığı da giderek artmaktadır. Kansere karşı temel korunma yöntemlerini “Sağlıklı Yaşam” kategorisinde anlatmıştım. Bu kategoride yazdığım “Ölçülerinizi Öğrenin İdealinize Kavuşun“, “Hareketsiz Kalmamaya Dikkat Edin“, “Susuz kalmayın Sağlığınızı Koruyun“,  “Alkolden Sigaradan Uygunsuz Besinlerden uzak Durun” başlıklı yazılarımı okuyabilirisiniz. Peki, bu kadar çok korktuğumuz kanser nedir? Latince’den batılı ülkelerin diline geçen ve latincesi “cancer” olan ve Türkçe’ye de “kanser” olarak geçen, adını bile duyduğumuzda ürperdiğimiz bu hastalığın kelime anlamı ise “yengeç”tir. Günümüzde sıklığı bu kadar artan bu hastalığa, yengeç gibi tuttuğu organı hatta vücudu terketmemesi ve bırakmaması nedeniyle, yengeçlerin kıskaçlarıyla tuttuğu avlarını bırakmamasından esinlenerek bu isim verilmiştir.

Kayalar ve Yengeçler Videosu

Kanser kelimeseinin yengeç kelimesinden türeyen bir kelime olması nedeniyle, biraz da rahatlama amaçlı olarak aşağıdaki videoyu da izleyebilirsiniz.

İzlediğimiz bu videoda, yengeçlerin kayaların arasında kimseye görünmeden saklanabilme ve ortamı kendi lehlerinde kullanabilme yetenekleri, kanserli hücrelere çok benzemektedir. Bu nedenle,  erken teşhislerde özellikle bazı kanser türlerinde çok kolay gecikebilmektedir.

Kanser Hastalığının Tanımı

Kanser hastalığının genel bir tanımını yapacak olursak, yaşadıkları sürekli stres nedeniyle, yapması gerekn görevleri yapmayarak, tamamen farklı ve anlamsız görevler yapacak şekilde, hücrelerin yapısal ve görevsel olarak, vücudun çeşitli yerlerinden gelen emirlere uymaması durumudur. Kanserin tek bir hücreyi etkilemesi kimseyi korkutmazdı. Ama, kanserin öncelikle kendine yakın olan hücreler başta olmak üzere, çeşitli yollarla başka normal hücreleri de kendisi gibi “emir dinlemeyen hücre” haline getirmesi kanserden herkesin korkmasının asıl nedenidir.

Kanser Hastalığının Genel Oluşum Mekanizması

Kanser hastalığının, normal davranan hücrelerin uzun süreli strese bağlı olarak bu strese dayanabilmek için yaptıkları değişiklere rağmen stresin arkasının kesilmemesi üzerine, hücre içinde bu stresle baş edebilmek için hücrenin farklı yöntemler geliştirmesi sırasında oluştuğu düşünülmektedir. Bunu daha anlaşılır kılmak için, vücuduna sürekli toksik madde giren bir kişiyi örnek olarak verelim. Bu toksik madde, alkol, sigara veya sürekli ve uzun süreli kullanılan ilaçlar olabilir. Toksik maddelerin vücutta toksik olmayan şekle dönüştürldüğü en önemli organ Karaciğerdir. Karaciğer bu toksik maddelerin sürekli alımından ilk başta etkilenmez ve görevi olan toksik maddelerin toksik olmayan hale çevrilmesini başarı ile yerine getirir.

Ancak, durumun sürekli olması ve karaciğer hücrelerinin dinlenmeye fırsat bulamadan bu stresin devam ediyor olması, hücrelerin öncelikle fiziksel değişiklik yapmalarını gerektirmeye başlar. Fiziksel hücre değişiklikleri ile stresle baş etmeye çalışan hücreler, bu stresin devam etmesi karşısında başarısız olurlar. İşin koptuğu nokta burasıdır. Tam olarak netleşmese de hücreler stresle baş edebilmek için kendi içlerinde bazı değişiklikler yapmaya başladığında, stresin sürekli olması nedeniyle hücre içinde yanlış emirler ve bunun sonucunda yanlış işlemler yapılmaya başlanır. Bunun sonucunda yanlış üretimler oluşarak, hücrenin normalde üretmeyeceği proteinler üretilmeye başlanır. Yani, bir bağısak hücresi diş hücresi gibi davranarak, bağırsakta diş oluşumuna neden olabilir. Burada, bozuk üretimden dolayı bariz bir diş gözlenmeyecektir. Ancak, diş yapısındaki bu organ bozuk da üretilmiş olsa gözlemlenebilmektedir.

Kanserin Oluşmasını Sağlayan Genel Faktörler

Tüm bu durumların oluşması için uzun süreli bir stres, stresle baş edilememesi, genetik yatkınlık, vücut direncini bozan ya da zaltan başka ek faktörler, “Sağlıklı Yaşam” kriterlerinden uzaklaşmak gibi nedenlerin sürekli olarak devam etmesi gerekmektedir. Ayrıca belritmek gerekir ki, vücudun kansere karşı bir savunma sistemi de vardır. Normalde tüm bunlar düzgün çalıştığında, kanser hücresinin oluşması engellenebilir ve kanserden uzak durulabilir. Ancak, bir şekilde bu kanser hücreleri fırsat bulduklarında hızlıca çoğalarak, kanser hastalığına en hızlı şekilde neden olmaya çalışırlar. Burada hızı artırmak için sadece kendirleri çoğalmaz çeşitli yöntemlerle normal olan diğer hücreleri de etkileyerek onların da kanser hücreleri gibi “emir dinlemeyen hücre” haline gelmelerini sağlarlar.

Kanserin Köken Aldığı Hücreler ve Yapılar

Vücutta hücreler 3 yapıdan farklılaşarak en son hallerine ulaşırlar. Bu yapılar, endoderm, mezoderm ve ektodermdir.

Kanser hücreleri bu yapılardan gelişen hemen hemen her hücreden köken alabilirler. Köken aldıkları yapılara göre bu yapılar arasındaki yayılımları da farklı farklı olabilir.

Vücutta kan hücresinden, kemik hücresine, sinir hücresinden kalp hücresine kadar çeşitli yapı ve hücrelerden kanser gelişebilmektedir.

Kanser Kötü Huylu Mudur?

Evet, kanserden kasıt kötü huylu tümörlerdir. Kanserin kelime anlamının yengeç olduğundan yazının başında bahsetmiştik. Yengeç gibi tuttuğunu bırakmayan ve tedaviye dirençli (hatta ilk başlarda tedavisi bile bilinmeyen) bir hastalık olan ve kötüyü simgeleyen “Kanser” kelimesi kötü huylu tümörleri içerir.

Tümör ve Kanser Farkı

Tümör, vücutta oluşan ve vücudun emrini dinlemeyen ve kendi kendine çoğalarak vücutta kitle oluşturan tüm yapıları temsil ederken, kanser kavramı bu yapının içinde yer alırkan , kötü huylu tümörleri temsil eder. Yani, kanser kavramı dışında kalan diğer tümörler “iyi huylu” veya “benign” tümörler olarak adlandırılır.

Kanserin Teşhisi

Kanser, vücudun kendi hücrelerinden oluaşn bir yapı olması nedeniyle teşhisi de zor olmaktadır. Ama, yine de bazı kanserlerin teşhisi veya bulguları daha kolay olabilmektedir. Mesela, meme kanserinde kişi kendi kendine düzenli ve bilinçli muayeneler yaparak meme dokusunda oluşan kitleyi erkenden fark edebilir. Bunun üzerine hekimine başvuran kişiye çeşitli testler ve tetkikler uyuglanarak bunun bir tümör mü yoksa tamamen tümör dışı bir oluşum mu olup olmadığı anlaşılmaya çalışılır.

Eğer tümör olduğu kesinleşirse bu seferde bunun iyi huylu mu yoksa kötü huylu bir yapı mı olup olmadığı başlanacak olan tedavi için önem taşır. Ancak, elbette kişilerin veya hekimlerin her organı meme dokusunda olduğu gibi kolayca muayene edebilme imkanları yoktur. Bu durum kanserin erken teşhisini geciktiren en önemli olaylardan biridir. kanserin oluştuğu organın vücudun derinlerinde olan bir ogran olması fizik muayeneyi güçleştirirken, bir de bu organın ağrı duyusu olmayan bir organ olması kanserin büyümesiyle kişide bir ağrı oluşmamasının nedeni olarak kişinin veya hekimin kanserden şüphelenmelerini engelleyen bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle, özellikle ailesel yatkınlık durumlarında veya nedensiz kilo kaybı ve iştahsızlık durumlarında kanser açısından uyanık olmak gerekmektedir.

Kanserin Tespiti İçin Kullanılan Tetkikler

Kanserin tespiti içi kanser markerları dediğimiz kan tahlilleri, röntgen, USG, tomografi ve MR, biopsi gibi bir çok tetkik kullanılabilmektedir. bu tetkiklerin kullanılabilirlikleri kanserin türüne göre farklılık gösterir.

Bir de kanseri en erken aşamada yakalamak için geliştirilmiş tetkikler vardır. Bu tetkikler toplumun çoğunluğuna uygulanabilerek, erken dönemde hiç şikayeti veya bulgusu olmayan kişilerin daha kanser olmadan kanserli hücrelerinin tespit edilmesine çalışılır.

Bu tetkiklere en iyi örnek, gaitada gizli kan dediğimiz dışkı tahlilidir. Bu tahlil toplumdaki herkese uygulanabilen basit bir dışkı tahlili olup, amacı dışkıda kişilerin fark etmeyeceği kadar az miktarda kan olup olmadığını tespit etmektir. Bu şekilde, kan tespit edilmiş kişi için, yapılacak ileri tetkiklerle kanser olup olmadığı netleştirilmeye çalışılır. Bu sayde erken evrede kanser hastalığı tespit edilen kişinin muhtemelen henüz kanser haline gelmemiş ama kanserin bir önceki konumunda bekleyen hücrelerine müdahale edilerek, hastanın erken teşhisle ve nispeten daha kolay bir tedavi ile sağlığına kavuşması amaçlanır.

Kadın hastalrda da “smear testi” denilen bir testle rahim ağzı kanseri erken dönemde yakalanarak kadınlarımızın yaşayacakları önemli bir stres daha erken başlangıç döneminde yakalanarak, başarıyla tedavi edilebilmektedir. Bu iki test için aile hekiminize başvurarak ayrıntılı bilgi talep edebilirsiniz.

Kanserin Tedavisi

Günümüzde kanserin tedavisinde önemli yollar katedilmiş olmakla birlikte, kanser hala çağımızın en korkutucu hastalıklarındandır. Kanserin tipine ve teşhisin konulma zamanına göre kanserdeki tedavinin başarı şansı değişmekle birlikte, kişinin başına gelen kanser ne olursa olsun tedavi edilemediği zaman ne yazık ki sonu hüsran olabiliyor. Yine de kanserin erken tedavi edilmesi için her şeyden önce erken teşhis edilebilmesi gerekmuketedir. Bu nedenle günümüzde erken teşhisin tüm kanser türleri için tedavi anlamında hayati önemi vardır.

Erken teşhis ile daha umutlu olarak başlanabilen kanserin tedavisi günümüzde bir çok şekilde yapılabilmektedir. İlaçlarla tedavi kemoterapi olarak adlandırılır. Kanser tedavilerinde ilaçla tedavinin yanında, radyoterapi denilen, halk arasında “ışın tedavisi” olarak adlandırılan tedavi yöntemi de uygulanmaktadır. Tedavide kullanılan ilaçların tipleri ve kullanım süreleri kanser türlerine göre değişiklik gösterebilmektedir.

Çoğu kanserin tedavisine başlanmadan önce en iyi yöntem kanserli hücrelerin, dokuların ve organların mümkün olduğunca vücuttan uzaklaştıtılmasıdır. Çoğu zaman, sadece kanserli hücrelerin, dokuların ve organların vücuttan uzaklaştırılması da yeterli görülmemektedir. Bu yüzden cerrahi olarak yapılan bu uzaklaştırma işlemleri genelde sağlıklı hücreleri, dokuları ve organları da kapsayacak şekilde geniş tutulmaya çalışılmaktadır. Bu geniş çıkartılma işlemleri, kanserin türüne göre kanserli hücrelerin ulaşabilecekleri bölgeleri de kapsayabilmektedir.

Tedavinin en zor olduğu hatta imkansız olduğu dönem genellikle kanserin tüm vücuda yayılmış olduğu son dönemdir. Bu dönem “Metastaz” dönemi olarak adlandırılmaktadır.

Kanserden Korunmak

Anlaşılacağı üzere, kanserden uzak durmaya çalışmak en iyi kanserden korunmak için yöntemidir. Bu konuda elbette başarılı olunacağı konusunda kesinlik yoktur. Ancak, elimizden geleni yaparak hem kendimizi hem de çevremizdekileri kansere karşı korumamız gerekir. Kanserden korunmanın en temel unsurları “Ölçülerinizi Öğrenin İdealinize Kavuşun“, “Hareketsiz Kalmamaya Dikkat Edin“, “Susuz kalmayın Sağlığınızı Koruyun“,  “Alkolden Sigaradan Uygunsuz Besinlerden uzak Durun” adlı yazılarımdaki konulardır.

Kansere karşı yapılması gereken ikinci en önemli şey de kanseri erken teşshis edebilmek olmakatadır. Bunun için de vücudumuzu iyi tanımalı ve kansere karşı uyanık olarak hekimimizle bağlantılı olmalıyız. Özellikle ailede kanser geçmişi olan kişilerin daha dikkatli olmasında fayda var.

Kanseri erken teşhis edebilmek için yapmamız gerekenleri hekimimizden öğrenmeli ve gerekli durumlarda hekimimizin yönlendirmlerini ve erken teşhis için üretilmiş hekimimizin önerdiği kanser kitlerini uygulamalıyız.

Kanser ve Motivasyon

Kansere yakalanan kişilerin ve yakınlarının kanseri yeneceklerine dair sürekli umutlu olmaları gerçekten çok önemli bir durumdur. Kansere yakalanan kişilerin çevrelerindeki insanların sürekli olumlu yaklaşımda olan kişiler olması önemlidir. Bu sayede, kanser hastaları da kendilerini daha iyi hissedebilirler. Olumlu yaklaşımlarla, kendi motivasyonunu artırabilen kanser hastası, tedavilerin olumsuz yanlarına karşı daha fazla direnç gösterebilmektedir. Hem tedavinin olumsuz yanlarına karşı direnç gösterebilerek tedavinin tam yapılmasını sağlaması hem de kişinin kendi içinde kanseri yenmek için tüm vucudunu motive etmesini sağlayarak bağışıklık sistemini güçlendirmesi sayesinde, iç motivasyon yüksekliği ile kanseri yenebilen bir çok hasta vardır.

Dr. Ali ÖZGENÇ imza

Please Login to comment
avatar

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

  Subscribe  
Bildir