Geçenlerde polikliniğimde mutlu mesut hasta muayene ederken, hastalardan sonra içeriye elinde sarı zarfla bir postacı girdi. Her zamanki rutin postalardan biri geldi diye düşünmüştüm. İçim rahattı. Ama, postacıya “Hayırdır, ne gelmiş yine ?” diye sorduğumda postacının yüzünde beliren hınzır bir gülümseme ve “İcradan” kelimesi beni dakikalar içinde bir hayli sıkıntıya soktu. Böyle bir gönderiyi hiç beklemiyordum.

Hiç beklemediği bir yerden soru gelen öğrenci gibi kafamda hemen soru gelen yerle ilgili ders notlarını bulmaya çalışırcasına ekonomik hayatımı, özellikle ekonomik hayatımın son zamanlarını, gözlerimin önünden dakikalar içinde geçirdim. Net bir şey bulamadım. Ama, icradan bana gelebilecek bir nedeni kesin olarak bulamamam yanında kafamı daha da karıştıran bir çok ihtimal bulmuş oldum. Bu durum, sıkıntımı daha da artırdı. Ve yeni ipuçları bulmak için çalışmalara başladım. Postacıya “Hangi icradan” diye sordum. Cevabı “Xxxx şehrindeki icra” şeklinde oldu. Xxxx şehri ile hiç bir bağlantım yoktu. Bu durum beni biraz rahatlattı. Muhtemelen bu işte bir yanlışlık var diye düşündüm. Ama, Xxxx şehrine kadar uzanan televizyonda her gün izlediğimiz bir dolandıcılık olayına mı karışmıştım yoksa?

İpucu arama çalışmalarım ihtimalleri azaltmamış dolayısıyla sıkıntım geçmemişti. Postacıdan zarfı alıp, içinde ne yazdığını okumak ipucu aramaktan daha net bir sonuca beni ulaştırcaktı. Ben de herşeyi göze alarak imza karşılığında, icradan gelen sarı zarfı postacıdan teslim aldım.

Zarfı açmaya başladım. Bu arada görevini yerine getiren postacı çoktan başka zarfları dağıtmak için yola düşmüştü bile. Eskiden postacı görünce sevinen insanlardanken, toplumun büyük kesimi gibi postacı görünce sıkıntıya giren insanlardan olmuştum ben de. Artık, postacı yerine kargocu görünce seviniyordum. Bu arada, zarfı açmaya devam ediyorum. Evet, farkındayım zarfı açmam biraz uzadı ama bu arada içinden kötü bir şey çıkmasın diye dua ediyordum.  Zarfı açtım, belgeyi elime aldım ve okumaya başladım, odamda yalnız. Mektup, Xxxx şehri İcra’dan aile hekimliği birimime gelmişti. Adıma değil. Benden bana kayıtlı bir kişi hakkında bilgi talep ediliyordu mektupta. Ama talep eden icra müdürlüğünün kendisiydi. Bütün sıkıntılarım dağılıverdi birden. Rahatladım. Allah’a şükür dedim. Mektubu bana yollayarak dakikalar içinde beni sıkıntıya sokanlara sinirlendim biraz ama rahatlık hissim daha ağır bastı. Mektuba hiç cevap bile vermeyecektim. Hastamın bilgilerini 3. şahıslarla veya kurumlarla payşamazdım zaten. Bir kurum tarafından hukuka aykırı olarak tarafıma yazılmış bir mektuptu bu.

Aile hekimliği birimimizde, hukuka aykırı olarak bizden talep edilen hiç bir hasta bilgisini hiç bir kurumla bugüne kadar paylaşmadık, bundan sonra da paylaşmayacağız, her ne kadar kişi bilgileri geçenlerde yurt dışı kaynaklı bir sitede paylaşılmış olsa da biz aynı yanlışın içinde olmayacağız. Kişisel bilgiler bize kayıtlı olan kişilerin kendi özel bilgileridir ve bu bilgiler bir mahkeme veya savcılık kararı olmadıkça hiç bir kurumla veya kuruluşla paylaşılamaz, bu kurum devlet kurumu dahi olsa. Kişilerin bu özel bilgileri, tarafımızdan da korunmak zorundadır. Bu nedenle kullanmış olduğumuz aile hekimliği programlarının Sağlık Bakanlığı tarafından onay verilen programlar olması ve programa girdiğimiz verilerin sadece Sağlık Bakanlığı’nın onay verdiği yerlere gönderilmesi gerekmektedir. Bunun dışında kişilerin kimlik bilgileri kesinlikle başka bir programla da paylaşılamaz.

Artık, rahatım. Cevap yazmadım. Buraya kadar yazdıklarımın cehaletin iyi bir şey olduğunu ispatladığını düşünüyorsanız konuyla ilgili olarak AHEF’in hukuki yaklaşımını da aşağıda paylaşıyorum.

“Talep edilen bilgilerin, hekimlik görevi gereği edinilen kişisel veriler kavramı kapsamında kalması, Tıbbi Deontoloji Nizamnamesinin 4. maddesi gereğince hekimlerin bu bilgileri ifşa etmesinin kanuni mecburiyet olmadıkça yasak olması ve Ceza Muhakemesi Kanununun 161/4 ve 332. maddeleri uyarınca hakim veya savcı kararı olmadan bu bilgilerin paylaşılmasının Türk Ceza Kanunu uyarınca suç olması nedenleri ile hastanın kişisel verilerinin tarafınıza bildirilebilmesi hukuken mümkün değildir.”

Peki neden resmi yazıyla cevap vermiyorum?

Çünkü, tarafımdan hukuka aykırı bir şekilde istenen böylesi bir durum “yok hükmündedir”. Kanunları benden ziyade, bu yazıyı yazanların daha net bilmesi gerekmekteyken, tarafıma yazılmaması gereken bir yazı yazılarak, işime engel olacak derecede tarafım sıkıntıya sokulmuştur. İcradan gelen bu ve benzeri yazılarda tarafımızdan istenen kişisel bilgiler konusunun önemine istinaden bu konu ayrıca ilgili makamlarla da paylaşılmıştır ve tekrarının önlenmesine yönelik istekte bulunulmuştur.

Dr. Ali ÖZGENÇ imza

Please Login to comment
avatar

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

  Subscribe  
Bildir