[responsivevoice_button voice=”Turkish Male” buttontext=”Yazıyı Dinle”]

Covid-19 ve Belirtileri

Korona virüsler genellikle hayvanlarda bulunabilen geniş bir virüs ailesidir. İlk keşfi 1960’lı yıllardır. Ancak, son yıllarda çeşitli mutasyonlara (değişimlere) uğrayarak hayvanlardan insanlara bulaşmaya başladılar. İnsanlara bulaşabilen formları da insandan insana geçerek insanları daha fazla etkilemeye ve salgınlar yapmaya başladılar. Covid-19 hastalığına neden olan, yeni tip korona virüsü de bunlardan biridir.

Yazı İçeriği

Covid-19 Nedir?

Covid-19, Aralık 2019 (tahmini) tarihinde Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkmış olan bir korona virüs tipidir.İlk tanı 13 Ocak 2020 tarihinde konulmuştur. Bu virüs, hayvanlardan insanlara geçebilen bir virüs tipi olup, diğer korona virüslerine göre salgın yapma gücü çok daha fazladır. Tam da bu nedenden dolayı Çin gibi kalabalık bir ülkenin kalabalık şehirlerinden birinde insanlardan insanlara hızla yayılarak 2020 yılında önce Çin’de sonradan da Dünya’nın her yerinde büyük bir salgına yol açmıştır. Tabiri caizse, kalabalık Çin’in kalabalık bir şehrini dünya genelinde bir salgın yapabilecek sayıya ulaşabilmek için kullanmıştır.

Covid-19 Belirtileri

  • Ateş
  • Kuru öksürük
  • Nefes Darlığı
  • Boğaz ağrısı
  • Halsizlik, yorgunluk
  • Baş ağrısı
  • İshal
  • Sırt ağrısı
  • Yaygın eklem ağrıları
  • Kas ağrısı
  • Koku almada bozulma

Yeni tip korona virüsü yani Covid-19 ilk önce ateş, sonrasında kuru öksürükle devam eden bir tablo ile karşımıza çıkmaktadır. Nefes darlığı ise bu aşamalarda veya sonrasında önümüze çıkabilmektedir.

Asemptomatik Kişiler

Covid-19 enfeksiyonunun, en sık bulguları ateş, kuru öksürük ve nefes darlığı olmakla birlikte, kişide hastalık olduğu halde, hiç bir bulgu da görülmeyebilir veya kişi herhangi bir şikayet tariflemeyebilir. Bu tür kişilere asemptomatik kişiler denir ve bu tür kişiler, hastalığın hızla yayılmasına yol açabilirler. Çünkü; ateşi olan, öksüren bir kişiye karşı herkes az yada çok önlemini alırken, asemptomatik kişilere karşı kimse önlem almak gerektiğini düşünmez.


Semptomatik Kişiler ve Semptomlar

Covid-19 enfeksiyonunun en belirgin bulgularından biri ani başlayan yüksek ateştir. Ateş, öksürük, nefes darlığı üçlü semptomları ise Covid-19 enfeksiyonu teşhisinde çok özel bir yere sahiptir. Hasta olan kişiler bunun dışında şiddetli baş ağrısı, şiddetli sırt ağrısı ve yaygın eklem ağrıları ve halsizlik gibi şikayetler de tarifleyebilmektedirler. Bu şikayetlerin dışında karın ağrısı, ishal şikayetleri de Covid-19 enfeksiyonunda görülebilmektedir.Son zamanlarda Covid-19 hastaları anosmi yani koku alamama veya tad alamama (ya da herşeyden tuzlu tat alma) gibi şikayetler de tariflemişlerdir. Hastalığın seyrine göre farklı nörolojik bulguların da olduğu ifade edilmektedir ki baş ağrısı da bunlardan biridir.

Akut ve Kronik Covid-19

Covid-19 Akut Bir Hastalık Mı?

Yeni tip korona virüsü hayatımıza ilk kez bir soğuk algınlığı virüsünün Akciğerleri etkilemesi ve zatürre hastalığına yol açmasıyla girdi. Ancak, geçen zaman içinde bu hastalıkla ilgili bir çok farklı bilgiye ulaştık ve bu virüsün insan vücudunda tahmin edilenden çok daha fazla noktayı tutabildiğini maalesef görmüş olduk. Hastalığı ilk zamanlarda sadece akut olarak değerlendirerek, bu hastalığı bir şekilde ölmeden atlatabilmeyi başarı olarak gördük. Ancak, hastalıkla ilgili bilgilerimiz iyileşen hastaların hastanelere çeşitli nedenlerle geri dönüş yapmalarıyla yavaş yavaş değişmeye başladı. Evet, bu hastalık hayatımıza akut bir hastalık olarak giriyor ama iyileşmiş olsak da bazı kişilerde “uzamış covid” adı altında kronik şikayetler veya kronik organ tutulumlarına yol açtığı görülmüştür. İyileşen hastaların sayısı arttıkça hastalığın kronik versiyonunda da artış yaşanmakatdır.

Kronik Covid

Hastalığın kronikleşmesi ile bazı şikayetler hastalarda kalıcı olabilmektedir. Bu şikayelerin başında öksürük, nefes darlığı gelmektedir. Bunun dışında kalbin etkilenmesi ile birlikte kalp yetmezliği bulguları da mevcut olabilmektedir. Hem akut covid sırasında hem de kronik covid sırasında pıhtılaşma sorunları belki de en büyük ani ölüm risklerini oluşturmaktadır. Bu nedenle hem akut hem de kronik dönemde artık covid hastalarına kan sulandırıcı tedaviler uygulanmakta ve durumları bu açıdan da takip edilmektedir. Bu durumların dışında bazı hastalarda kalıcı baş ağrıları da olabilmektedir. Kronik covid ile bilgiler ve tedaviler elbette gün geçtikçe değişecek ve belki çok farklı tedaviler de bu hastalara uygulanmaya başlayabilecektir.

Kronik Covid ve Kanser

Uzun dönemde covid geçiren hastalar da onkolojik teşhislerin de artabileceği tahmin edilmekte olup, hem var olan kanser hastalarının bu dönemde tedavilerini veya kontrollerini aksatmaları hem yeni teşhis kanser hastalarının sayısının azalması (hastaneye başvuru oranlarının düşmesine bağlı) hem de covidin neden olabileceği kanser vakaları önümüzdeki yıllarda kanser vakalarında artışa da yol açabilecektir. Bu durum elbette şu an için tahmin aşamasındadır ama bu konuda kişilerin de bireysel olarak uyanık olmalarında fayda vardır.

Covid-19’dan Ne Zaman Şüphelenmeli, Şüphelenince Ne Yapmalı?

Covid-19 Enfeksiyonundan Ne Zaman Şüphelenmeliyim?

  • Kanıtlı ve/veya şüpheli Covid-19 hastası ile temas,
  • Ateş ve ani başlangıçlı öksürük, solunum sıkıntısı,
  • Halsizlik, boğaz ağrısı, baş ağrısı, yaygın vücut ağrıları , tat ve koku kaybı, mide bulantısı, ishal var ise, Covid-19 enfeksiyonundan şüphelenmek gerekir.

Covid-19 Enfeksiyonundan Şüphelenince Ne Yapmalıyım?

Kişi böyle bir durumdan şüphelendiğinde genel durumu iyi ise maske takarak en yakın korona testi yapılabilen sağlık kuruluşuna (aile hekimliği birimlerinde test yapılmıyor) kesinlikle toplu taşıma kullanmadan özel araçla başvurmalıdır. Durumunu iyi hissetmiyorsa 112’yi arayarak durumu hakkında bilgi vermelidir.

Şüpheli Hastayla Temas Durumunda Yapılması Gerekenler

Yeni tip korona virüsü / Covid-19 tanılı veya şüpheli bir hastayla teması olanlar veya yurt dışından gelen kişiler, kendilerini 14 gün boyunca mümkün olduğunca izole ederek kendilerini takip etmelidirler.

Bunun için kişinin günde 2 kez ateş ölçümü yapması ve öksürük, solunum sıkıntısı, boğaz ağrısı, baş ağrısı, vücut ağrıları, ishal, bulantı, kusma açısından kendisini takibe alması gerekmektedir. Bu belirtileri gösterdiği durumda ise sağlık kuruluşuna başvurması gerekmektedir.

Covid-19 Neden Griple Karıştırılıyor ve Karşılaştırılıyor?

Covid-19 Neden Griple Sık Sık Karşılaştırılıyor?

Yeni tip korona virüsü Covid-19’un yayılma hızının çok yüksek olması ve 11.03.2020 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel salgın (pandemi) olarak ilan edilmesi, Dünya’da çok yaygın olan ve hemen hemen herkesin yakalanabildiği grip virüsüyle karşılaştırılmasına neden olmaktadır. Çünkü, her ikisi de viral hastalık, her ikisi de damlacık yoluyla bulaşıyor ve her ikisi de ölümcül olabiliyor.

Bu karşılaştırma için CDC verilerine bakabiliriz. CDC tarafından yayınlanan gribe bağlı hastaların tahmini hospitalizasyonları ve tahmini ölüm oranları ABD için şu şekildedir.

1 Ekim 2019 ile 29 Şubat 2020 tarihleri arasındaki CDC tahminlerine göre ABD’de tahmini 34 milyon-49 milyon grip vakası görülmüş, bunların tahmini 20 bini-52 bini gribe bağlı olarak ölmüştür.

11 Mart 2020 tarihi itibariyle, gripten sadece ABD’de ölenlerin sayısının dahi Covid-19’dan ölenlerin sayısından fazla olduğu görülebilmektedir. Ancak, sayılar incelendiğinde gribe yakalanan kişi sayısının da Covid-19 virüsü ile enfekte olanların sayısından çok çok fazla olduğu görülebilmektedir. Bu nedenle gripten ölenlerin oranının daha düşük çıktığı da görülebilmektedir. Yani, Covid-19 oransal olarak da daha ölümcül seyretmektedir. (Son araştırmalara göre Covid-19 enfeksiyonu gripe göre 10 kat daha ölümcül seyretmekte.)

Buradaki bir etken de Covid-19 ile enfekte olan kişilerin tam sayısının bilinmemesi olabilir. Yani, sadece soğuk algınlığı belirtileri gösteren ve çok hafif veya hafif alt solunum yolu enfeksiyonuna yakalanan kişiler belki hastalıklarını tam fark edemeden iyileşebiliyor ve hekime hiç başvurmuyor olabilirler. Bu durum da Covid-19 ile enfekte olmuş olan vaka sayılarının belki de daha fazla olduğunu düşündürebilir ki bu durum da Covid-19’un ölüm oranları da daha da düşük hesaplanabilecektir. Ancak, bu durum da özellikle şu andaki salgın döneminde Covid-19’un gripten daha ölümcül olduğunu değiştirmeyecektir.

Covid-19’un ölümcüllük durumunun değişmesi ancak, tüm dünyadaki salgının kontrol altına alınması ile sağlanabilecektir. Böyle bir durumda doğal bağışıklık hızlıca oluşabilecek ve Covid-19 enfeksiyonu dünya genelinde salgın boyutunda olmayan sıradan bir hastalık durumuna geçmiş olabilecektir. Bu da ölüm oranlarını ve ölüm sayılarını düşürecektir. Bu durumun oluşabilmesi için Dünya nüfusunun yüzde 60-70’inin covid-19 ile bir şekilde karşılaşmış olması veya etkili bir aşı ile bu oranlarda bağışıklık oluşturulabilmiş olması gerekmektedir.

Covid-19 Kuluçka ve Bulaştırıcılık Süreleri

Covid-19’un Kuluçka Süresi Ne Kadardır?

Covid-19’un kuluçka süresi genellikle 5-14 gün olarak tahmin edilmektedir. Kuluçka süresinden kasıt, virüsün vücuda girdikten sonra hastalık ortaya çıkarana kadar ki dönemdir. En çok kabul gören tahmin hastalığın kuluçka süresinin 5 gün olduğudur.

Covid-19 ve Bulaştırıcılık Süresi

Canlı insan vücudundaki Covid-19 virüsünün başka bir insana bulaşma süresi yaklaşık 21-27 gün olarak tahmin edilmektedir. Yani, bir covid-19 hastası 21-27 gün boyunca enfeksiyonu başka insanlara bulaştırabilir. Hastanın bulaştırıcılık gücü ise hastalığın aşamalarına ve hastanın tedavi altına alınmış bir hasta olmasına bağlı olarak değişebilir.Bu konuda hala farklı sonuçlar veren çeşitli çalışmalar yapılmaktadır. Hastanın bulaştırıcılık gücü hastanın ateşli olduğu ilk günlerde çok fazla olup, zamanla bu bulaştırıcılık gücü azalmaktadır. Son çalışmalara göre evde takip edilen hastaların ek bir semptomları gelişmediği takdirde 10 gün sonra bulaştırıcılıklarının olmadığı kabul edilmektedir. Ancak, bu süre hastanede yatarak veya yoğun bakım ünitesinde tedavi görerek iyileşen kişilerde daha uzun olarak karşımıza çıkmaktadır.

Covid-19 Nasıl Bulaşır ve Dış Ortamlarda Hayatta Kalma Süreleri Nedir?


Covid-19 Nasıl Bulaşır?

Yeni tip korona virüsü aslen damlacık yoluyla bulaşan bir virüstür. Bunun anlamı, virüsü taşıyan hastanın hapşırması, öksürmesi veya konuşması ile etrafa yayılan damlacıkların, havada asılı kaldığı süre içinde bir başkası tarafından solunması yoluyla hastalık bulaşır.

Ancak, tek yol bu değildir. Bunun dışında, virüsü taşıyan kişinin başka kişilere ve özellikle ortak kullanılan cisimlere teması ile de hastalık bulaşabilmektedir. Yani, virüsü taşıyan bir kişi başka bir kişi ile (özellikle el temizliğine dikkat etmeden) tokalaşma, sarılma gibi hareketler yaparsa bu virüs insandan insana kolayca bulaşmış olabilir. Bunun dışında, merdiven korkulukları, otobüslerdeki tutamaçlar gibi herkesin çok kolayca dokunabildiği cisimlere de virüsü taşıyan bir kişinin temasıyla, bu cisimlerden de virüs başka insanlara bulaşabilmektedir. Ancak, temasla bulaş hava yolu ile bulaşın çok gerisindedir ancak özellikle temas sonrası ağza, göze ve buruna elimizi sürmememiz gerektiği de unutulmamalıdır. (el temizliği yapılmadan)

Bunun dışında, virüs dışkı yoluyla da vücuttan atılabilmektedir. Yani, araştırmalarda dışkıda da virüs tespit edilmiştir. Bu nedenle, tuvalet ve kanalizasyon gibi ortamlarda veya bu ortamlarla bağlantılı yerlerde de çok dikkatli davranmak gerekir.

Covid-19 ve Dış Ortamlar

Korona virüslerin dış ortamlara çok dayanıklı olmadığını belirtmiştik. Yeni tip korona virüsü de aynı şekilde cansız ortamlarda uzun süre canlı kalamıyor.

  • Virüs, kartonda 24 saate kadar canlı kalabilmektedir. Bu nedenle de kargo ve paketlerle bulaşması çok mümkün görünmüyor. (Özellikle bir günü geçen sürelerde elinize ulaşan) Yine de her ihtimale karşı, bu tür kargo veya paketlerle temastan sonra eller sabunlu su ile yıkanmalıdır. Mümkünse paketler 1/10 oranında sulandırılmış çamaşır suyuyla temizlenmelidir.
  • Yapılan bazı çalışmalarda Covid-19’un havada 2-3 saat canlı kalabildiği yönünde bulgulara ulaşılmıştır. Ancak, virüsün havada kalması hapşırma ya da öksürme yoluyla havaya yayılan damlacıklar yoluyla olmaktadır. Damlacıkların da havadan ağır olduğu gerçeği düşünüldüğünde virüs havada asılı kalamamaktadır. Damlacıklar kısa sürede süzülerek yere düşeceklerdir. Ancak, hava akımları nedeniyle veya kapalı ortamlardaki ısı ve hareket nedeniyle havada kalma sürelerinin artabileceği de akılda tutulmalıdır.
  • Virüs, plastik ve paslanmaz çelik yüzeylerde, 2-3 güne kadar hayatta kalabiliyor.
  • Virüs, oda sıcaklığındaki su içerisinde 12 saate kadar canlı kalabiliyor.
  • Virüs, 50-60 santigrad derecenin üzerinde ölüyor. Bu nedenle iyi pişirilen yiyeceklerde ölüyor.
  • Virüs, sıcağa dayanıksız olsa da soğuk için aynı şeyleri söylemek mümkün değil. Soğukta virüs uzun süre yaşayabiliyor. (aylarla ölçülebilen süreler boyunca)
  • Virüs, dışkı yoluyla da atılabildiği için kanalizasyonlardan ve bağlantılı olduğu çevrelerden uzak durmakta fayda var.

Ancak, dış ortamlarda belirli sürelerde yaşamını sürüdüren virüsün bulaşıcılık durumu konusunda bir araştırma henüz yok. (28.03.2020) Yine de virüsün dış ortamlarda kaldığı süre arttıkça bulaştırıcılık gücünün de azaldığı söylenebilir.

Covid-19 Yemeklerle Bulaşır Mı?

Covid-19 virüsü 50-60 santigrad derecenin üzerinde ölmektedir. Yani, sıcağa dayanıklı değildir. Buradan hareketle iyi pişirilmiş yiyeceklerle bulaşma durumu yoktur diyebiliriz. Ancak, iyi pişmiş de olsa, sunum aşamasında yiyeceklere temas edilmesi ile yiyeceklere bulaşan virüsün teorik olarak insan bulaşması da mümkündür. Yani,iyi pişirilmiş bir yemek tencere ile size komşunuzdan ikram edilmişse, yemekten olmasa da tencerenin kulplarından size virüs bulaşabilir. (Oransal olarak düşünürsek düşük ihtimaldir.)

Covid-19 Deniz, Göl ve Havuz Suyuyla Bulaşır mı?

Covid-19 oda sıcaklığı içindeki su içerisinde 12 saate kadar canlı kalabilmekte olsa da deniz, göl ve havuz sularından hastalığın bulaşması düşük ihtimal olarak değerlendiriliyor. Deniz suyunun tuzlu olması, havuz suyunun ise çeşitli ilaçlarla dezenfekte ediliyor olması buna açıklama olarak gösteriliyor. Ancak, durum her ne kadar böyle olsa da deniz ve havuz gibi yerlerde sosyal mesafe kurallarına uyulmaması ve ortak kullanılan yerlerde temizlik şartlarına uymadan ortak kullanılan malzemelere temas edilmesi durumunda hastalığın insandan insana bulaşabileceği unutulmamalıdır. Bu konuda azami dikkat göstermek kaydıyla denize ve havuza girilmesinde bir sakınca olmayacaktır. Azami dikkat için de kişilerin mümkün olduğunca kendi kişisel malzemelerini sadece kendilerinin kullanmaları ayrıca önem verilmesi gereken bir diğer konudur.

Evcil Hayvanlar ve Covid-19

Evlerde yaşayan evcil hayvanların yeni tip korona virüsü ile enfekte olmaları beklenmemektedir. Ancak, yine de evcil hayvanlarla temastan sonra ellerin su ve sabunla iyice yıkanması önerilmektedir. Bu olayın hayvanlardan (evcil hayvanlardan) insanlara bulaşma ihtimaline karşı alınacak bir tedbirdir. Bunun dışında insanlardan evcil hayvanlara Covid-19 enfeksiyonunun bulaştığıyla ilgili de kesin kanıtlanmış bir durum yoktur.

Böcekler ve Sinekler Covid-19’u Taşıyabilir Mi?

Böcekler ve sinekler, beslenebilmek için, artıkların olduğu çöp, tuvalet, kanalizasyon gibi bir çok pis ortama kolayca ve sıklıkla girebilirler. Bu ortamda gezindikleri süre içerisinde de virüsün mevcut olduğu bölgelere dokunmak suretiyle bu virüsü mekanik olarak taşıyabilirler. Bugüne kadar bu konuda ispatlı bir durum söz konusu olmasa da teorik olarak düşük bir ihtimal dahi olsa gerçekleşmesi çok mümkün değildir.

Covid-19 Yaş Grupları, Kronik Hastalıklı Hastalar ve Hamileler

Hastalığı Hangi Oranda Ayakta Atlatırız?

Hastalığa yakalanan kişilerin yaklaşık %80’i herhangi özel bir tedaviye ihtiyaç duymadan bu hastalığı atlatabilmektedir. Hasta bir çok kişi yukarıda sayılan semptomları bile belirgin olarak göstermeden hastalığı yenebilir. Bu kişiler asemptomatik diye tariflenen kişilerdir. Asemptomatik kişiler ve hastalığı kendi bağışıklık sistemi ile yenebilen kişiler dışında, bağışıklık sistemi zayıf olan, yaşlı, obez ve kronik hastalığı olan kişilerde ise hastalık daha ağır seyredebilmektedir. Bu kişilerde zatürre, böbrek yetmezliği gibi ek hastalıklar da gelişebilmekte ve covid-19 enfeksiyonu ölümcül seyredebilmektedir.

Covid-19 Hangi Yaş Gruplarını Daha Çok Etkilemektedir?

Covid-19 aşağıdaki tablodan da anlaşılabileceği gibi daha çok 40-50 yaş üstünde ölümcül olabilmektedir. Bebek ve çocuk yaş grubunda hem hastalığın görülme oranı hem de ölüm oranları diğer yaş gruplarına göre oldukça düşüktür.Ancak, hastalığın ölümcüllük durumunda yaştan ziyade var olan bazı hastalıkların daha etkili olduğu da unutulmamalıdır.

Ayrıca, aşağıdaki tabloya bakarak, genç yaştaki kişilerde kendilerine aşırı güvenmesinler. Çünkü, aşağıdaki sayılar sonuçta bir istatistik sonucu. Hasta olduğunuzda bu sayıların hiç bir anlamı kalmaz çünkü o anda aşağıdaki tablodaki sayılar sizin için %100 olmuştur.

Covid-19 Yaşa Göre Ölüm Oranları

Çin Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’inin 11 Şubat 2020 tarihli çalışmasına göre Çin’de yaşayan insanların yaşlarına göre korona virüs nedeniyle ölüm oranları aşağıdaki şekilde belirlenmiştir.

YaşÖlüm Oranı
0-9 yaş% 0
10-19 yaş% 0.2
20-29 yaş% 0.2
30-39 yaş% 0.2
40-49 yaş% 0.4
50-59 yaş% 1.3
60-69 yaş% 3.6
70-79 yaş% 8
80 yaş ve üzeri% 14.8
11 Şubat 2020 Çin Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi

Covid-19 Ne Zaman Daha Ölümcül Oluyor?

Yeni tip korona virüsü enfeksiyonu bazı kronik hastalıkların varlığında daha ölümcül olabilmektedir. Ölümcüllük oranında kronik hastalıkların varlığı ile yaşın yüksekliği de etkilidir.

Yeni tip korona virüsü enfeksiyonunda en sık ölüme yol açan hastalıklar şöyle sıralanabilir:

  • Bağışıklık sistemini düşüren rahatsızlıklar, (diyabet gibi endokrin hastalıklar)
  • Otoimmun rahatsızlıklar
  • Obezite (Hem bağışıklık sistemini olumsuz etkilediği, hem dolaşım ve solunum sistemlerinin rahat çalışmasını olumsuz etkilediği için)
  • Hipertansiyon ve kalp-damar hastalıkları
  • Kronik akciğer hastalıkları (astım, koah)

Covid-19 Hastalığında Ölüm Riskini Artıran Hastalık Dışı Nedenler

Covid-19 hastalığında, hastalığın tedavi sürecini zorlaştıran ve ölüm oranını artıran hastalık dışı nedenleri de şöyle sıralayabiliriz:

  • Sigara
  • Alkol
  • Madde kullanımı
  • Hareketsizlik
  • Yetersiz sıvı alımı
  • Düzensiz beslenme
  • Düzensiz uyku
  • Düzensiz hayat tarzı
  • Aşırı stresli bir hayat tarzına sahip olma
  • Sağlık çalışanı olma
  • Maruz kalınan virüs yükü

Hamileler Covid-19 Açısından Risk Altında Mı?

Bu konuda araştırmalar devam etmekle birlikte, şu ana kadar yapılan çalışmalarda hamile bayanların, hamile olmayan bayanlara göre Covid-19 enfeksiyonu açısından daha fazla risk altında oldukları tespit edilmemiştir. Yani, bu konuda hamileler rahat olabilirler ancak sosyal mesafe kurallarına ve temizlik şartlarına herkes gibi dikkat etmelidirler.

Anneden Bebeğe Hamilelik Sürecinde Virüs Bulaşır Mı?

Hamilelik sürecinde anneden bebeğe şu ana kadar virüs bulaşmamıştır. Burada kastedilen hamilelik süreci içerisindeki bulaşmadır. Doğumdan sonra virüs bulaşmayla ilgili bir çalışmadan bahsedilmemektedir.

Virüs Yükü, Covidden Korunma Yöntemleri ve Tedavi Uygulamaları

Maruz Kalınan Virüs Yükü Ne Demektir?

Kişinin maruz kaldığı virüs yükü, kişinin vücuduna girebilen virüs sayısını gösterir. Bu sayı ne kadar yüksekse kişinin vücudunda o kadar fazla virüs var demektir ve bu durum maruz kalınan virüs yükünün yüksek olduğunu gösterir. Maruz kalınan virüs yükünün yüksekliği tedaviyi zorlaştıran ve ölüm riskini artıran bir durumdur ve bu durum tedbir almadan hasta muayene eden sağlıkçılar için büyük bir sorun teşkil eder.

Virüs yükünü azaltmak için hastalık şüphesi olan veya hasta olan insanlardan mümkün olduğunca belli mesafeden iletişim kurmalı ve önlemleri alarak hastalara yaklaşmak gerekir. Ayrıca, market gibi kapalı ortamlarda fazla vakit geçirmeden işinizi en kısa zamanda hallederek de olası bir enfeksiyon durumunda maruz kalınan virüs yükünü azaltmış olursunuz.

Covid-19’dan Nasıl Korunulabilir?

  1. Korona virüsle enfekte olmuş veya enfekte olduğu düşünülen kişilerden ve materyallerden uzak durun. Tokalaşma, sarılma gibi davranışlardan ve insanların sık sık dokunmuş olabileceği bölgelere temas edilmesinden kaçının..Maske takın.
  2. El hijyenine dikkat edin. Ellerinizi su ve sabun kullanarak temizleyin. (En az 20 sn.) Suyun ve sabunun olmadığı durumlarda ise alkol bazlı antiseptikler, kolonya (80 derecelik) kullanılabilir.
  3. Çiftlik hayvanlarıyla veya vahşi hayvanlarla direk temastan kaçının.
  4. Evcil hayvanlara sınırlı yaklaşın ve hijyen kurallarına uyun.
  5. Pis ortamlardan ve pislikle ilişkili olabilecek canlılardan (fare, böcek ve sinek gibi) uzak durun veya bu tür canlıların fazla olduğu yerlere gitmeyin. Bulunduğunuz ortamda varlarsa ilaçlama durumunu değerlendirin.
  6. Enfekte olan kişiler, virüsün yayılımını önlemek için hapşırırken ve öksürürken daha dikkatli davranmalı ve maske kullanmalıdırlar.
  7. Hasta olmayan veya kendini hasta hissetmeyen kişiler de özellikle kapalı ve kalabalık yerlerde mutlaka maske kullanmalılar.
  8. Enfekte olabilecek yüzeyleri dezenfekte edin.. (1/10 oranında sulandırılmış çamaşır suyu, alkol bazlı dezenfektanlar, 80 derecelik kolonya) Kapı kolları, trabzanlar, musluklar sık sık temizlenmeli ve dezenfekte edilmeli. Bunların dışında bilgisayar, telefon gibi cihazlarda mümkün olduğunca temiz tutulmalı ve alkol bazlı dezenfektanlarla veya kolonya ile temizlenmelidir.
  9. Hayvansal gıdaları iyi pişirin..
  10. Kapalı ve kalabalık yerlerden uzak durun veya mümkün olduğunca bu yerlerde kısa süre bulunmaya çalışın. (Yeterli havalanmanın sağlanamadığı, kapalı yerlerde 15-20 dk’dan fazla kalınmamalıdır.)
  11. Kapalı yerleri sık sık havalandırın..
  12. Metro gibi toplu ulaşım araçlarında mutlaka seyahat edilecekse, uzun süreli seyahatlerden kaçının, gerekiyorsa seyahati daha kısa süreli (15-20 dk) bir kaç parçaya bölün.
  13. Klima ve diğer havalandırma araçları önünde durmaktan kaçının. Bu tür cihazlar virüsün yayılmasında rol oynayabilir. Klima filtrelerine, virüsler konusunda güvenmeyin. Çünkü, klima filtrelerinde virüsler kolayca geçebilirler ve bulunduğunuz ortama ve size yayılabilirler.

Covid-19’un Tedavisi Var Mı?

Yeni tip korona virüsü hastalığı ile ilgili olarak şu anda kesin bir tedavi yöntemi mevcut değildir. Ancak, bu durum Covid-19 hastalığında hiç bir tedavinin uygulanmadığını da göstermemektedir. Genel olarak viral hastalıkların tedavisi vücudun kendi bağışıklık sistemidir. Yani, bağışıklık sistemi güçlü olan her birey genel olarak viral enfeksiyonlara yakalanmaz ya da yakalansa da kısa sürede bu virüsleri kendi savunma sistemiyle yok eder. Covid-19 enfeksiyonu için de aynı durum geçerlidir. Covid-19 enfeksiyonuyla karşılaşan kişilerin bağışıklık sistemleri güçlü ise bu kişiler hastalık bulgularını göstermeden dahi hastalığı atlatabilmektedirler. Bu kişilere asemptomatik kişiler denilir. Bu durum kendileri için iyi olmakla birlikte Covid-19 enfeksiyonu yayılımı için kötü olabilmektedir. Çünkü, bu kişiler ateşi olmayan, öksürmeyen kişiler oldukları için toplum için rahatlıkla gezinerek hastalığın yayılmasına yol açmaktadırlar.

Covid-19 ve Semptomatik Tedavi

Semptomatik olan ve yine bağışıklık sistemi güçlü olan, genel durumu iyi olan kişiler hastalığı hastanede yatmadan da atlatabilmektedirler. Bu tür kişilere genellikle destek tedavisi dediğimiz tedaviler uygulanmaktadır. Bu destek tedavisi semptomatik tedavi olarak adlandırılmaktadır. Semptomatik tedavi kişinin şikayetlerini gidermeye yönelik tedavi olarak özetlenebilir. Yani, kişinin ateşi varsa ateş düşürücü ilaç , başı ağrıyorsa ağrı kesici ilaç kullanımı gibi o anlık şikayetlerini geçirmeye yönelik ilaçlar kullanması durumuna semptomatik tedavi denilmektedir. Bu tedavinin genel olarak asıl hastalığı düzeltici etkisi genel olarak yoktur.

Covid-19 ve Bağışıklık Güçlendirme

Bunun dışında istirahat, düzgün beslenme, moralin yüksek tutulması, bol sıvı alımı, ılık duş (boğaz ağrısını azaltmak için) yeterli uyku gibi uygulamalar da hastanın bağışıklık sistemini güçlendirerek kişinin hastalığını yenmesine yardımcı olur. Hastalığa yakalanmadan önce bağışıklık sisteminin düzgün çalışıyor olması, hastalığa yakalanma ihtimalini düşürürken, hastalığa yakalandıktan sonra bağışıklık sisteminin yüksek olması hastalığın seyrinin aniden kötüleşmesine neden olabilmektedir. Bu nedenle bağışıklık sisteminizi bol su içerek, düzgün ve dengeli beslenerek, yeterli uyku ile düzgün çalışır halde tutmalısınız. Dışarıdan ihtiyacınız olmadan aldığınız destekler, bağışıklık sisteminizi aşırı aktif ve uyanık tutarak hastalığa yakalanma sonrası hastalığın daha şiddetli seyretmesine yol açabilir.

Covid-19 Tedavisinde Antiviral İlaç Kullanımı

Tedavi de antiviral ilaçların kullanılması da başka bir seçenek olmakla birlikte bu virüs grubu için şu an için en etkili olarak bulunan antiviral ilaç favipiravir etken maddeli antiviral ilaçtır. Bu ilacın kullanım alanı asıl olarak gribal enfeksiyonlar olsa da covid-19 tedavisnde yüzde 35’e varan etkinliği ile hastaneleri rahatlatabilmiş bir ilaç olarak karşımıza çıkmıştır. Bugün bir çok hastanın durumunun kötüleşmesini önlemek için hastalık bulguları hiç oluşmadan ya da hafif bulgular düzeyindeyken filyasyon ekipleri tarafından evlere dağıtımı yapılmakta ve özellikle ilk 48 saat içerinde kullanımı ile virüsün çoğalmasını önleyebilmektedir.

En büyük yan etkisi ise geçici karaciğer enzim yükseklikleri olup bu durum ilacın kullanımı sonrasında bir sorun olmadan düzelmektedir. İlacın kullanımı ile UV ışınlar altında görülebilen cilt ve tırnakta parlaklık artışı ise ilaç kullanımının kesilmesini takiben 96 saat içerisinde geçecektir. 18 yaş altı olmak, gebelik gibi durumlarda kullanılmamaktadır. Ayrıca, nadir vakalarda allerjik durumlar ortaya çıkabilmektedir. Bu tür durumlarda ilacın kesilerek doktorunuza bilgi vermeniz gerekmektedir.

Covid-19 Tedavisinde Aşı Kullanımı

Ayrıca, hastalığın kitlesel kontrolünün sağlanması için aşı çalışmaları da devam etmektedir. Bu virüse karşı çeşitli aşamalarda çeşitli aşılar üretilmiştir. Bu aşılar ülkelere göre durumun aciliyetine göre incelenerek hızlıca onaylanma sürecine girmişlerdir. Ülkeler ulaşabildikleri aşıları halkına bir an önce uygulayabilmek için bu konuda çeşitli çalışmalar yapmaktadırlar.


Covid-19 Tedavisinde Antibiyotik Kullanılır Mı?

Viral hastalıkların tedavisinde antibiyotik kullanılmamaktadır. Ancak, viral hastalıklara ek olarak bakteriyel kökenli başka hastalıklar da tabloya eklenmişse, bu tür durumlarda antibiyotikler kullanılabilmektedir.

Covid-19 Tedavisinde Plazma Kullanımı

Bu konuda bir çok ülkede çalışmalar yapılmış ve başarıyla sonuçlanan vakalar mevcuttur. Ülkemizde de Kızılay’ın öncülüğünde Covid-19 enfeksiyonunu yenen hastaların plazmaları alınarak, tedaviye cevap vermeyen hastaların tedavilerinde kullanılmaktadır. Bu tedaviden de yüz güldürücü sonuçlara ulaşılmış olmakla birlikte, tam olarak tedavinin başarısından bahsedilebilmesi için daha fazla hastaya uygulanması ve sonuçların yayın haline getirilmesi gerekecektir.

Covid-19’a Karşı Bağışıklık Gelişir Mi?

Covid-19 rahatsızlığına yakalanan ve bu hastalığı yenerek tedavi olan kişilerde Covid-19’a karşı bağışıklık gelişmiş olmaktadır. (yüzde doksan oranında) Yüzde on oranında covid enfeksiyonu geçirseniz bile bağışıklığınız da gelişmemiş olabilir. Ancak, henüz çok net bilinmemekle birlikte bu bağışıklığın süresi kişiden kişiye değişebilmektedir. Hatta, bazı kişilerin Covid-19’u yenmesinin ardından tekrar aynı hastalığa yakalanabildiği görülmektedir. Bunun bir nedeni bağışıklık süresi olarak değerlendirilirken bir nedeni de mutasyonlar olarak düşünülmektedir. Aynı durum, Covid-19’a karşı geliştirilebilecek aşılarda da oluşabilecektir. Yani, geliştirilen bağışıklık, kişilerin bünyesine bağlı olarak farklı sürelerde ortadan kalkabilir.

Aralık 2020 itibariyle, Covid-19’u geçiren kişilerde oluşan doğal bağışıklığın süresi 2-3 ay olarak tahmin edilmektedir. Bu sürenin sona ermesiyle kişi tekrar Covid-19 enfeksiyonu geçirebilmektedir. Yapılan aşılarla elde edilen bağışıklığın süresi ise, şu anda (Aralık 2019) 6 ay civarında kabul edilmektedir.

Covid-19 Salgını Nasıl Önlenebilir?

Covid-19 salgınını önleyebilmenin tek yolu şu ana kadar hala bir tedavi yöntemi olmadığından, salgının gücünü “izole olarak” kırabilmektir. Yani, kişilerin kendilerini mümkün olduğunca eve kapanması gerekmektedir.

Eve Kapanarak Tam Olarak Ne Amaçlanıyor?

Kişiler, eve kapanarak ve uyulması gereken kurallara uyarak, virüsün bulaşma hızını azaltabilirler.Burada iki durum var. Birincisi, eve kapanan kişinin virüs taşımayan bir kişi olması durumudur. Bu durumda kişide virüs olmaması nedeniyle, kişi evden çıkmayarak virüsle enfekte olma ihtimalini en aza düşürüyor. İkinci durumda ise, eve kapanan kişi virüsle enfekte bir kişi ise (kendisi enfekte olduğunu bilmiyorsa) , bu durumda da enfekte kişinin evden çıkarak virüsü yaymasının önüne geçilmiş olmaktadır. Her iki durumda da virüsün topluma yayılması önlenmiş olmaktadır. Bunun için, bu salgının önlenmesinde evde kalmak çok önemlidir.

Covid-19 Virüsü Tam Olarak Ne Zaman Kontrol Altına Alınabilir?

Covid-19 virüsünün kontrol altına alınması için evde kalma gibi izolasyon tedbirleri uygulanmakta olup, bu durum aslında daha çok salgının gücünü kırmak ve hastanelere aşırı yük binmesini önlemek amacıyla yapılmaktadır. Ancak, virüs ne zaman tam olarak kontrol altına alınacak sorusunun cevabı ise virüse karşı bağışıklık oluştuğu zaman olacaktır. Burada, virüsün tüm dünyaya yayılması ile oluşabilecek doğal bağışıklık ile bu virüs ve yaptığı hastalık artık insanların büyük bir çoğunluğu için sorun olmayacaktır. Ancak, virüsün tüm dünyaya yayılma hızının kontrol altında tutulabilmesi, hastanelerin düzgün çalışabilmesi için çok önemlidir.

Hastaneler düzgün çalışabildiği sürece, herkese gerekli en iyi tedavi uygulanabilir. Hastanelerin işlerini düzgün yapamayacakları durumlara yol açabilecek, hızlı Covid-19 vaka artışlarında ölüm oranları beklenenden yüksek olabilir. Bu nedenle evde kalmak ve kendini izole edebilmek çok önemlidir. Doğal bağışıklık oluşumunu beklemeden, insanları bir şekilde bu virüse bağışık hale getirmek mümkün mü diye sorarsanız, bu sorunun cevabı da “evet” olacaktır. Bunun için tek yol aşıdır. Etkili bir aşı uygulanarak dünya nüfusunun yüzde 50-60’lık kısmı aşılanabilirse ve virüs de bulunan bu aşıyı etkisiz kılacak bir mutasyona uğramazsa, aşı bu konuda insanları koruyabilecektir. Hatta, salgının sona ermseini sağlayabilecektik. Ancak, salgın sona erse de bu durum virüsün yok aolacağı anlamına gelmez. Ayrıca, aşının birbirine yakın zamanlarda tüm dünyada nüfusun çoğunluğuna uygulanabilmesi gerekmektedir.

Covid-19 Tanısı Nasıl Konulabilir?

Covid-19 viral bir hastalık olduğu için belirtilerine bakarak direk olarak tanısının konulması çok zordur. Ancak, belirtilerin yanı sıra hastanın hikayesinden şüphe duyulması üzerine hastaya kesin tanı konulması gerekebilir. Böyle bir durumda hastaya moleküler testler uygulanarak kesin tanı konulur. Moleküler testler doğruluk payı en yüksek olan testlerdir. Bunun dışında her geçen gün daha da geliştirilen antijen ve antikor bazlı testler de vardır. Bu testlerin doğruluk payı daha düşüktür. Tüm test çeşitleri özellikle hız ve doğruluk payı bazında geliştirilmeye devam edilmektedir. Ülkemizde testlerin uygulandığı merkezlerin listesi için bağlantıya basınız.

Covid-19 Test Sonuçlarında Dikkat Edilmesi Gereken Durumlar

Covid-19 hastalığında şu an için en doğru ve en güvenilir testler, PCR testleri dediğimiz moleküler testlerdir. Bu testlerle virüsün genetik parçaları vücutta tespit edilmektedir. Antijen testlerinde ise, virüsün yüzeyinde bulunan bazı parçalar tespit edilmeye çalışılmaktadır. Antikor testlerinde de, antijenlere karşı vücudun oluşturduğu antikorlar tespit edilemeye çalışılmaktadır.

Test sonuçlarında dikkat edilmesi gereken en önemli nokta testlerin negatif çıkmasının %100 kişinin hasta olmadığını göstermediğidir. Bazı vakalarda test negatif çıkmış olsa da kişinin bulguları ve röntgen, tomografi gibi tetkikleri tipik olarak değerlendirilmişse, kişi Covid-19 hastası olarak kabul edilerek tedaviye başlanır. Bu kişiler yaşarlarsa ilerleyen günlerde testleri pozitifleşmektedir.

Ancak, PCR testinde kişi pozitif olarak çıkmışsa bu kişi hasta olarak kabul edilir. Bu durumun istisnası olan durumlar da olabilmektedir. Bazı vakalarda kişiler tedavi olduktan sonra, hastalık belirtileri göstermeseler bile PCR testi pozitif olarak çıkabiliyor. Böyle durumlarda kişiler hasta kabul edilmiyor ve bu pozitifliğin nedeni vücuttan atılamayan virüs genetik materyali parçaları olarak değerlendiriliyor. Yani, vücutta aslında yaşayan hiç virüs kalmamış ancak ölmüş virüslerin bazı genetik materyallerinden geride arta kalan ve vücuttan halen atılamayan bazı parçalar, PCR testinde göründüğü için testin sonucu pozitif gelmektedir. Bir süre sonra bu testin negatifleşmesi beklenir. Bu süre, kişiden kişiye değişebilmektedir.

Kaynak

https://hsgm.saglik.gov.tr/tr/bulasici-hastaliklar/2019-n-cov.html

Bir yorum yapın.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.